Selected

Original Text
Abdulbaki Golpinarli

Available Translations

53 An-Najm ٱلنَّجْم

< Previous   62 Āyah   The Star      Next >  

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

53:1 وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
53:1
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Andolsun yıldıza, inerken.

53:2 مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
53:2
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.

53:3 وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
53:3
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi.

53:4 إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ
53:4
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.

53:5 عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
53:5
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ona öğretti kuvvetleri çok çetin.

53:6 ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ
53:6
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Kuvvetli biri; sonra doğruldu.

53:7 وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
53:7
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve o, en yüce tanyerindeydi.

53:8 ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
53:8
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Sonra yaklaştı, yakınlaştı.

53:9 فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
53:9
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.

53:10 فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
53:10
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse.

53:11 مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
53:11
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

53:12 أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
53:12
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Hala münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri?

53:13 وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
53:13
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü.

53:14 عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
53:14
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
En son sidrenin yanında.

53:15 عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
53:15
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Mev'a cenneti de yanındaydı.

53:16 إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
53:16
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.

53:17 مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
53:17
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı.

53:18 لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
53:18
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir kısmını gördü.

53:19 أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
53:19
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Siz de gördünüz mü, Lat'ı ve Uzza'yı?

53:20 وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
53:20
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve üçüncü öbür putu, Menat'ı?

53:21 أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
53:21
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Erkek evlatlar sizin de kızlar onun mu?

53:22 تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
53:22
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Bu, pek insafsızca bir pay şimdi.

53:23 إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَـٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
53:23
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Bunlar, ancak sizin taktığınız, atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değil, Allah, onlara ait kesin bir delil indirmemiştir, ancak zanna ve nefislerinin dileğine kapılmıştır onlar ve andolsun ki Rablerinden doğru yolu gösteren de gelmiştir.

53:24 أَمْ لِلْإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
53:24
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Yoksa insan, her umduğunu elde eder mi?

53:25 فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
53:25
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Gerçekten de ahiret de Allah'ındır, dünya da.

53:26 ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
53:26
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve göklerde nice melekler vardır ki Allah, dilediğine ve razı olduğuna şefaat etmeleri için izin vermedikçe şefaatleri, hiçbir şeye yaramaz.

53:27 إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
53:27
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Şüphe yok ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adları takıp duruyorlar.

53:28 وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
53:28
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Onların, bu hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.

53:29 فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
53:29
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Artık yüz çevir, bizi anmadan yüz çevirenden ve ancak dünya yaşayışını isteyenden.

53:30 ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
53:30
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
İşte bilgide ulaşabildikleri şey bu; şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan çıkıp sapanı daha iyi bilir ve odur doğru yola gireni daha iyi bilen.

53:31 وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
53:31
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde kötülük edenleri, yaptıklarına karşılık elbette cezalandırır ve iyilik edenlereyse yaptıklarından daha da iyi mükafat verir.

53:32 ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
53:32
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Israr etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir. O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir.

53:33 أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
53:33
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Gördün mü artık yüz çevireni.

53:34 وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
53:34
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve az bir şey verip sonra kısanı, nekeslik edeni?

53:35 أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
53:35
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Gizli şeylere ait bilgi, onun katında mı da görmede.

53:36 أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
53:36
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Yoksa Musa'nın sahifelerindeki şey bildirilmedi mi ona.

53:37 وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
53:37
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve İbrahim'in sahifelerindeki, o İbrahim ki ahdine iyiden iyiye vefa etmişti.

53:38 أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
53:38
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez.

53:39 وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
53:39
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.

53:40 وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
53:40
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki çalıştığının karşılığı da gösterilir ona.

53:41 ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
53:41
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Sonra da ona, en değerli mükafat verilir.

53:42 وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ
53:42
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki son varılacak tapı, Rabbinin tapısıdır.

53:43 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
53:43
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan.

53:44 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
53:44
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki odur öldüren ve dirilten.

53:45 وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ
53:45
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki o halk etmiştir erkeği ve dişiyi.

53:46 مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
53:46
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Bir katre sudan, o suyu çıkardığı zaman.

53:47 وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ
53:47
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki ikinci defa yaratış da ona aittir.

53:48 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
53:48
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren.

53:49 وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ
53:49
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki odur Şi'ra yıldızının Rabbi.

53:50 وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ
53:50
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve şüphe yok ki odur önceden gelip geçen Âd'ı helak eden.

53:51 وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ
53:51
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve Semud'u da bırakmayan.

53:52 وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ
53:52
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve onlardan önceki Nuh kavmini de; şüphe yok ki onlar, daha da zalimdi ve daha da azgın.

53:53 وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ
53:53
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Lut kavminin şehirlerini de altüst edip yerle yeksan etti.

53:54 فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
53:54
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Derken o şehirleri, örten örttü gitti.

53:55 فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
53:55
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Artık Rabbinin hangi nimetinden şüphe etmedesin?

53:56 هَـٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ
53:56
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Bu Peygamber, gelip geçen korkutuculardan bir korkutucu.

53:57 أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ
53:57
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Yaklaşacak, yaklaştı.

53:58 لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
53:58
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Allah'tan başkası, çeviremez onu geri.

53:59 أَفَمِنْ هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
53:59
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Bu söze mi şaştınız siz?

53:60 وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
53:60
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.

53:61 وَأَنتُمْ سَـٰمِدُونَ
53:61
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Ve siz oyalanıyorsunuz, gaflet ediyorsunuz.

53:62 فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩
53:62
Abdulbaki Golpinarli (Turkish) :
Artık secde edin Allah'a ve kullukta bulunun.